31 Mayıs 2010 Pazartesi

Bugün Yastayız




Nasıl bir acıyla uyandık bugün, nasıl bir vahşetle güne başladık.
Bir yandan İsrail'in sivillerin olduğu bir yardım gemisine saldırısı.
Bir yandan hain terör örgütü pkk nın İskenderun'da yaptığı roketatarlı saldırı.
Söylenecek ne var ki, ne gelir ki elden.
Ölen milyonlarca şehidimize neredeyse her gün yenileri ekleniyor.
İçimiz kan ağlıyor, rahmet dilemekten, ailelerine sabır dilemekten başka ne geliyor ki elden.
Hele İsrail'e söylenecek söz bulamıyorum.
Sivillerden ne istiyorsunuz, bu kadar mı aciz bir devletsiniz.


30 Mayıs 2010 Pazar

Tebrikler Manga...




Ben pek sevememiştim Manga'nın şarkısını ama yarışmanın en iyi bir kaç şarkısından biriydi. Zaten öyle olduğunu da gösterdi ve ikincilik aldılar ve Türkiye'yi bizleri grurlandırdılar.Sahne şovları tam anlamıyla harikaydı. Bu kadar çok puan alarak ikinci olmasında şovlarının da büyük etkisi vardı bence.

Yarışmayı seyrederken Almanya'nın birinci olacağını tahmin etmek o kadar da zor değildi. Çünkü yarışmada ki en iyi şarkı onlarındı. Ya Manga birinci olmalıydı ya da Lena. Öyle de oldu zaten Almanya birinci Manga ikinci olarak yarışmayı bitirdiler. Bana kalırsa gayet adaletli bir Eurovizyon izledik dün akşam. Hak eden hakkettiğini aldı.

Yarışmaya damgasını vuran olay ise; Geçen senenin birincisi olan Alexander Rybak'ın ödülünü verirken Lena'yı dudağından öpmeye çalışmasıydı heralde. Zavallı kız neye uğradığını şaşırdı. Acaba birinci Manga olsaydı Alexander ne yapacaktı. Bu da bir merak konusu...



29 Mayıs 2010 Cumartesi

Duyarsız Kalmayalım!








Yorgunum Dostlarım Yorgunum






Bayağı yorgunum bugünlerde. Hep sınav dönemlerinde böyle oluyorum. Aslında öyle cok kasmıyorum kendimi bu sefer çalışabilmek için kendimi parçalamıyorum. Sıkılıyorum zaten artık ders calışmaktan hem yaşlandım galiba artık okuduklarımı ezberlemeyi bir kenara bırakın bazen okuduğumu bile anlamakta zorluk çekiyorum. Hatırlıyorum da ilkokulda lisede sayfalarca şeyi ezberlerdim rahatça. Yok yok yaşlanıyorum gerçekten. Neyse ki son üç sınav var önümde sonra ders çalışmakta bitiyor, tabi bütünlemeye kalmazsam, okulda. Sonraları belki de özleyeceğim bugünleri ama şimdi cok yoruldum. Biraz dinlenmem gerekiyor galiba.




24 Mayıs 2010 Pazartesi

Benim Oldunuz Benim Benim


İki Mutlu Yıl



Buluşma teklifi karşı taraftan geldi bir hafta önce ama sonra ses kesildi. Meğerse bir şey beklemekteymiş. E kızımızda sabırsız haliyle hiç tutar mı içindekileri. Sonunda karar verildi buluşmaya. Kız süslendi hazırlandı erkenden, çıktı yola. Buluşacakları yere varmıştı kız tam zamanında. Ama çocuk yoktu ortalıklarda. Kız sinirlendi tabi bu duruma. Yirmi dakika geçmişti çünkü. Sonra çocuk görüldü uzaktan. Kız hiç bozmadı duruşunu tabi sitemli biraz. İçinden geçirmekte "ilk buluşmada da geç kalınmaz ki" diye. Çocuk biraz stresli geç kalmanın da verdiği heyecanla. Ama elindeki gülü verince kıza, kızın yüzündeki kocaman gülümseme rahatlattı çocuğu. Kız da gülü görünce tabi indirdi yelkenleri suya. Önce kahvaltı etmek için girdiler bir yere. Kız nazlı biraz, o heyecanla da iştahsız biraz o kadar da. Kız sadece çay içti, karşısındakinin kahvaltı edişini izleyerek. İstiklal Caddesi boyunca yürüdüler sonra. Konuştular yol boyunca, kendilerini anlattılar birbirlerine. Kız içinden geçirirken ne kadar uyumlu olabileceklerini çocukta aynı şeyleri düşünmekteymiş aslında. Zaman geçtikçe ikisi de daha rahat konuşmaya başladılar, artık daha çok kendileri olmuşlardı. Sonra Boğaz turuna katıldılar. Orada tuttular birbirlerinin ellerini. Yemek yedikleri yere gittiklerinde kızın ayakları şişmişti artık yürümekten. Çocuk kıza ayakkabılarını çıkarmasını teklif etti. Kız önce utandı biraz bu durumdan ama sonra dayanamadı zaten daha fazla. Çocuk sırf kızın ayakları yere değmesin diye uzattı ayaklarını kızın ayaklarının altına. Kız işte o zaman anladı bu adamın onu ne kadar sahipleneceğini.

İki yıl önceydi bu hikaye yaşandığında. Şimdi ne çok şey değişti hayatlarında. Artık ikisi de biliyor ki iki yıl önce vapurda ilk kez elini tuttuğu kişi artık onun canı, her şeyi, hayatı. İkisi de her zaman yaşadıkları günler için şükür ettiler. Bu ve bunun gibi daha bir çok güzel hikaye yaşadılar birlikte. Bazen güldüler birlikte, bazen ağladılar bazen de birbirlerine kızdılar. Ama sevgilerinden hiç bir şey kaybetmediler. Aksine sevgileri, aşkları her zaman katlanarak arttı.

İşte bizim hikayemiz bu. Bugün ikinci yıl dönümümüz. İki ne kısa dimi aslında. Ama öyle değil işte benim için bizim için. Ben o kadar şanslı hissediyorum ki kendimi şimdi. Elini tuttuğumda , gözlerine baktığımda sevgisini hissedebildiğim bir adamla birlikteyim. Sevdiğimi sevildiğimi sonuna kadar hissedebiliyorum.



21 Mayıs 2010 Cuma

Sonunda Bitirdim





Sıkıntıdan başlayıp sonunda bitirdiğim puzzlemı sizlere takdim ediyorum. Aslında *E* 4 parça halinde getirmişti. Ama ben hırs yaptım, bende yaparım benim neyim eksik diyerekten hiç üşenmeden tek tek parçalarına ayırdım ve 1 ay sonunda tekrar birleştirdim. Kah yanlış ekledim kah sinirlendim ama sonunda bitirdim. İnsan el emeğiyle, sabırlı yaptığı şeylerle ayrı bir grur duyuyor.Sanki yağlı boya tablo yapmış gibi hissediyorum kendimi. Halbuki alt tarafı 1000lik bir puzzle ı birleştirdim(!)


20 Mayıs 2010 Perşembe

Kou'da Son Bahar Şenliği





Kou daki son bahar şenliğimizdi çarşamba günü. Okuldaki kapanışımızı Sertap Erener ve Demir Demirkan'la yaptık. O kadar çok eğlendik ki anlatmam size. Bağırmaktan sesimiz kısıldı, zıplamaktan bacaklarımız ağrıdı. Demir Demirkan'ın şarkılarını çok fazla bilmediğimiz için eşlik edemedik ama Sertap Erener sahneye çıkınca işler değişti. Her şarkısına eşlik ettik, hattabazen kendi sesimizden onun sesini duyamadık. O kadar kalabalıktı ki konser adım atacak yer yoktu.


17 Mayıs 2010 Pazartesi

Ah Beşiktaş Vah Galatasaray




Bu nasıl bir taraftarlıktır. Beşiktaş Bursaspor'a yenildi diye neredeyse sevinçten havalara uçacak. Galatasaraylılar desen aynı şekilde Fener yenilsin de ne olursa olsun diye bakıyorlar. Kendileri 3. 4. oldu diye mi bu kadar sevinç yoksa herkes takım mı değiştirdi?Herkes Bursasporluymuşta haberimiz yokmuş. Dğer takımlar baya bir taraftar kaybettti yazık. Hangisi yenerse onu tutarız mantığıyla takım tutulmaz. Buna döneklik denir. Fener'i sevmemelerinin nedeni neredeyse her maçta Fener' e yeniliyor olmaları. Durum böyle olunca da başka takımlar Fener'i yenince böyle seviniyorlar işte. Dört büyükler devri bitti. Fener kaldı. Diğerlerini saymaya değmez bile. Bir Anadolu takımının şampiyon olmasından biz de grur duyarız. Tebrikler Bursaspor.
Sevinecek bir takım varsa o da Bursaspordur. Diğerleri otursunlarda nasıl Fenerbahçe'yi yeneriz diye düşünsünler.


14 Mayıs 2010 Cuma

Bensiz Büyüdün



Bugün aslında ne güzel bir gün. Sevgilim doğmuş bugün.. İyi ki tanımışım seni sevgilim. İyi ki doğdun, iyi ki hayatımdasın. Ben inanmazdım seni bu kadar sevebileceğime ama seni dünyalar kadar çok seviyorum. O kadar değerlisin ki benim için, o kadar benden bir parça olmuşsun ki bugün yanında olamadığım için eksik hissediyorum kendimi. Yanında olamadığım tek doğum günün bu olacak emin ol. Çünkü bir daha asla benden uzakta bir yere gitmene izin vermeyeceğim ve bir daha asla bensiz büyümeyeceksin. Doğum günün kutlu olsun aşkım. Seni çok seviyorum...





Süpriz Kına


Ne mutlu bir gündü çarşamba. Şimdi anladım arkadaşlığın ne kadar önemli, üniversite döneminin en güzel yıllar olduğunu. Sevgili arkadaşımız Y için süpriz kına gecesi yaptık. Herkes o kadar çok duygulandı ki neredeyse gelinden fazla ağlayacaktık.
Ne zamandır düşünüyorduk böyle bir şey yapmayı; hem son senemiz hemde Y çok mutlu olur diye. Öyle de oldu zaten. Hem çok şaşırdı hem de böyle bir şey beklemediği için çok duygulandı. Tam anlamıyla gerçek bir kına gecesi oldu. Bindallımız, kınamız, mumlarımız, kuruyemişlerimiz her şeyimiz tamdı, hiç bir eksiğimiz yoktu. Hepimiz kınalandık, herkes sevdiğinin baş harfini yaptı avcuna. Tabi bende...


10 Mayıs 2010 Pazartesi

Anneler Günü Kahvaltısı





Anneler günü kahvaltısı yaptık dün. Bir yandan da bu kahvaltıyla balkon sezonunu açmış olduk. Pek keyifli bir kahvaltıydı;sevgilim yanımda, ailem yanımda.




9 Mayıs 2010 Pazar

Anneler Günü

Bugün "Anneler Günü". Herkesin annesi kendine kıymetlidir. Herkes annesini herkesten çok sever. Her anne içinde kendi çocuğu en güzeldir, en tatlıdır.
Benim annem de benim için çok kıymetli. Ama benim annemin öyle bir özelliği var ki öyle bir fedakarlık yapmıştır ki bizim için işte oyüzden diğer annelerden farklıdır. 27 yaşında eşini kaybetmiş iki çocuğuyla hayatta tek başına kalmış gencecik bir kadın düşünün. Sırf çocukları için vazgeçmiş herşeyden, kendinden, hayattan. Her türlü fedakarlığa katlanmış, her türlü zorluğu tek başına yaşamış bir kadın hayal edin. Hem baba olmuş çocuklarına, hem anne. Ama anneden çok babalık yapmış çocuklarına. Baba olmayınca çocuklar aç kalır, ihtiyaçları karşılanmaz ya babaların görevidir çünkü bunlar. İşte bu kadın çocuklarını ne aç bırakmış ne de bir şeylerden mahrum etmiş. Hani bu kadın 27 yaşındaydı eşini kaybettiğinde, genç kız sayılabilecek yaşta ya, hani hayatının en güzel zamanlarında yalnız kalmıştı ya. Ama o yaşından büyük davranmış ve çocuklarını büyütmüştü ya . İşte o kadın benim annem. Benim annem bu dünyadaki en fedakar annelerden biridir. Seni çok seviyorum annem. Anneler Günün Kutlu Olsun. İyi ki varsın. Her zaman yanımda olup beni, bizi bu zamanlara kadar getirdiğin için minnettarım sana.


Bir anne daha tanıyorum ben. O da en az benim annem kadar seviyorum onu da. Çünkü kendi çocuklarına verdiği değer kadar değer veriyor bana hissediyorum bunu. O da benim annem. Her ne kadar 1 yıllık bir mazimiz olsa da sanki yıllardır tanıyoruz birbirimizi. Birbirimize akıl danışıp,moralimiz bozuk olduğunda dertleşebiliyoruz. Tıpkı bir anne kız gibi.. Öyle çok benimsedik ki birbirimizi ben ona gönül rahatlığıyla anne diyebiliyorum. Hayatımda ki ikinci annem o benim. Kendi anneme yakın olduğum kadar yakın hissediyorum kendimi ona. Bana bu hissi verdiğin için teşekkür ederim anne. Anneler günün kutlu olsun. Seni seviyorum.İyi ki hayatımdasın

7 Mayıs 2010 Cuma

Sevgilim Geldi...



Kimse ellemesin beni üç gün. Kimse bir şey istemesin benden. Rahatsız etmeyin. Bu üç günü doya doya yaşayacağım ben. Özledim çünkü sevgilimi hem de çok. Bu üç gün benim günüm. Bütün saatleri, dakikaları, bütün anlarımı ona vermek istiyorum üç gün boyunca.




5 Mayıs 2010 Çarşamba

Hıdrellez

Haydi gül ağaçlarının dallarına dileklerinizi asın.

Çay kenarına hayallerinizin minyatürlerini inşa edin.

Balkonlarınıza kibrit çöplerinden isteklerinizi resmedin.

Ateş üstünden atlayın.

Bir şeyler yapın baharı karşılayın.

Bahar geldi hoş geldi.

Yeni bahar bize yepyeni mutluluklar getirsin.

Tuttuğumuz dilekler hemencecik olsun.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Nazar

İnsanın kendi çocuğuna nazarı değebiliyorsa benim de kendime nazarım değiyor olabilir. Ben ne zaman kendimle ilgili olumlu bir gelişmeyi ya da bir iyileşmeyi kendime itiraf etsem anında o olumlu hal olumsuz bir hale dönüveriyor. Daha geçen gün aynanın karşısına geçip cildimin kullandığım ilaçlar nedeniyle ne kadar düzeldiğini görüp, bu durumdan mutlu olmuştum. Fakat mutluluğum uzun sürmedi. Çünkü bu sabah uyandığımda uzun zamandır görmediğim kadar çok yeni sivilce vardı yüzümde. Dudağımın sol alt köşesinde bir, burnumun üzerinde ise tam üç tane sivilce süpriz yapmışlar bana dalga geçer gibi "sen miydin cildim düzeldi diyen" diyorlar sanki.