31 Mart 2010 Çarşamba

Bir Sınav Dönemi Daha Biter ve....

Bu seferki sınav dönemim okadar ağır geçmemesine rağmen ders çalışmakta zorlanıyorum. Nedense ders çalışmak amacıyla masa başına oturmam cok uzun sürmüyor. Sürekli ilgim başka yerlerde. Heralde şöyle harıl harıl ders çalıştığım bir dönem olmayacak okul hayatım boyunca. Bunlar zaten son vizelerim, final döneminde de böyle bir ders çalışma modu yakalayamazsam bu söylediğim gerçekleşmiş olacak.Neyse ki son 2 tane kaldı. Son sınıf olmanın güzelliği de bu heralde 6 dersimin olması. Sınav dönemi çok hızlı geçmiş oldu böylece..
Sınavların bitmesiyle hayatımızda köklü değişiklikler olacak gibi gözüküyor. Sevgilinin Bodrum'a gitme olayı sınavlarımın bitmesinden biraz sonra gerceleşecek örneğin. Arada 1 yada 2 hafta gibi kısa bir süre var. Bu süreyi en iyi şekilde ve olabildiğince birlikte gecirmek istiyoruz. Bakalım değişik planlarımız var henüz kesinleşmemiş. Yeter ki cok güzel ve dolu dolu gecsin de ben başka bir şey istemem...

26 Mart 2010 Cuma

Nasıl Katlanacağım Bilmiyorum...

Kaza şoku

Madalya sevinci

Sınav stresi

Yaklaşan ayrılık üzüntüsü


Hepsini bir anda yaşamak bana fazla ağır geldi. Şimdi bocalamış bir halde sınavlara çalışıyorum.







24 Mart 2010 Çarşamba

Uza Saç Uza...

- Saçım nasıl olmuş.

Sevgili biraz bekler.. Hafiften bir tebessüm eder.. Sonra:

- Eskisi gibi kestirmemişsin. Bu sefer daha farklı.
- Ne o güzel olmamış mı yoksa.
- Olmuş ta eskisi gibi değil...

Anlaşılır ki sevgili beğenmedi. Ne yapalım artık uzayana kadar bekleyeceğiz..

22 Mart 2010 Pazartesi

Hem Sevinç, Hem Korku

Hem sevinç hemde korkuyu birarada yaşadık geçtiğimiz cuma günü.. Sevgilinin balık yarışmasından gümüş madalya aldığını öğrenince çok mutlu olduk. Bileğinin hakkıyla aldı madalyasını okadar şikenin olduğu yarışmadan. Örneğin jüride bir tanıdığı yoktu birçokları gibi. Tam anlamıyla hakketmişti yani bu madalyayı. Bu mutlulukla eve dönüş yoluna geçmiştik ki yolda korkunç birşey yaşadık. Çok trafik vardı ve dur kalk yol alıyorduk. Hızlı olmamamıza rağmen öndeki kamyonete çarptık. O an yaşadığım şoku yaşamım boyunca unutabileceğimi sanmıyorum. Kullandığımız araba kiralıktı ve kaskosu yoktu. En büyük hatamız kaskosuz araba kiralamak oldu. Çünkü 3.500 tl bir masraf ödemek zorundayız. En büyük şansızlığımız ise çarptığımız aracın kamyonet olmasıydı. Çünkü kamyonetin kasası bizim kullandığımız arabanın kapartosına ve tamponuna ağır bir hasar verdi. Ve en büyük tesellimiz ise sevgili ve bana hiç birşey olmadı, yaşadığımız şok ve üzüntü dışında. Çünkü emniyet kemerlerimiz takılı değildi ve o çarpmanın etkisiyle bize de fiziksel olarak birşeyler olabilirdi. Allah'a şükürler olsun ki bizi korudu. Şimdi sadece ders aldık bu yaşadığımızdan;hem daha dikkatli olmamız gerektiğini hemde bir daha kaskosuz araba kiralamamız gerektiğini öğrendik.

21 Mart 2010 Pazar

Torpil Konuşur


Tebrikler... Yine yaptınız yapacağınızı.. Nasıl bir değerlendirme anlayışınız var iki senedir çözemedik. Neye göre puan veriyorsunuz. Evet evet anladığınız gibi sevgili teşhirinden madalya alamadı.Herkesin kesin gümüş alır, hiç olmadı bronz alır dediği teşhirine sevgili bir şey alamadı. Gittiler, geldiler, etrafında dolaştılar, baktılar, incelediler bunun için miydi? Çok garip çok...

20 Mart 2010 Cumartesi

Gümüş Madalyalı Torik



Dün Tüyaptaydık. 8. Uluslararası Gastronomi Festivali vardı. Sevgili balık ve teşhir kategorilerinde yarıştı. Balık için çok fazla özen göstermedi ama teşhirini yapmak için çok yoruldu. Balıktan okadar ümitli değildi hatta ihtimal vermiyordu bir şey kazanmaya. Ama gümüş madalya kazandı. Bence bunu hakediyordu. Geçen sene ki yarışmada hakkının yenildiğini düşünüyordum. Ama bu sene hakkettiğini aldı sevgilim. Şimdi sıra teşhirin açıklanmasında ondan da aynı performansı bekliyoruz jüriden. Sevgilimin hakkını yemeyin lütfen.

19 Mart 2010 Cuma

Sonunda...



Sonunda elbisemi aldım çok mutluyum. Çok uzaklarda aramışım güzel elbiseyi. Meğerse yanıbaşımda duruyormuş. Gezmediğimiz, gitmediğimiz yer kalmadı nerdeyse...Geçen cumartesi Mecidiyeköy'e Cevahir AVMye gttik. Hiç bişey bulamadım. Haydi dedik Osmanbey'e doğru yürüyelim. Buluruz belki birşeyler. Ama yok nerde okadar yol yürüdük Nişantaşı, Teşviki'ye kadar... Sonra ben bizim buralarda dolaşırken bir mağazanın vitrininde gördüm elbiseyi ve bayıldım. Sevgili de pek bir beğendi. Almaya karar verdik ve aldık... Ne kolay oluyomuş halbuki...O kadar yorulmaya gerek yokmuş.. Şimdi sıra ayakkabı da ve fotoğrafçının ayarlanmasında.. Haa bir de saç modeline karar vermek var. Bakalım bir kaç zorlu iş daha bizi bekliyor.

14 Mart 2010 Pazar

Maraton

Bu aralar çok koşturmalı geçiyor hayat benim için ve ben bu koşuturmadan yoruldum artık. Yalın ve de dingin bir hayat istiyorum artık. Okula gitmek için servise yetiş, okulda derse koş, okul bitsin eve koş... Sonra gezmeye cık sevgiliyle bi yerlere bişeylere yetişmeye çalış, orda koş, burda koş.. Ödev yap, salı gününe yeitştirmeye çalış, panik ol. Ne kafam rahat anlayacağınız ne de vücudum..

12 Mart 2010 Cuma

Hoşgeldin Ama Yeter...

Sevgili arkadaşım H İsviçre'den geldi. Geldi gelmesine de bizi de bıktırdı artık. Süreki bir şeyler anlatıyor, aynı şeyleri tekrar edip sonra da ben bunu anlatmış mıydım diye soruyor.Arada bir Almanca konuşuyor bir de onları tercüme ediyor ardından.
Ama sağolsun bizi de unutmamış en pahalısından ve en güzelinden çikolata gtirmiş bize.Bir de geldi ya ben okuldaki yalnızlıktan kurtuldum. Yani herşeye rağmen iyiki de geldi.

9 Mart 2010 Salı

Ayyy! Hangisi Olsun

Bir telaştır yine gidiyor. Ufak tefek şeyler bunlar ama insan heyecanlanıyor.. Bir fotoğraf cekimi içinde olsa ee bir de nişan fotoğrafı olunca bu haliyle insan güzel olmak istiyor. Güzel olmak içinde şık bir elbise lazım. Ama ben 'kararsız Kazım' sevgilinin başının etini yemeye hiç bıkmıyorum, sevgiliyi bıktırıyorum.

-Ben gördüm bir elbise ama siyah
- Olsun siyah olsun bakalım üstünde nasıl durcak
- Siyah olmasın diyorum ama.
- Ozman başka rengine bakarız.
- Ama o elbise çok güzel.
- Tamam aşkım gider bakarız. İçine sinerse alırız.
Gidilir elbiseye bakılır ama elbise yoktur. Haftasonuna kadar gelcek derler. Karar verilir haftasonuna kadar o mağazaya tekrar uğranılacak ve o siyah elbise alınacak. Herkes mutlu mesut ve karar vermenin rahatlığıyla evine gider. Akşam olur ve....
-Aşkım ya hani bakmıştık ya bir yerde çok tatlı pembe bir elbise.
- Evet aşkım.
- Acaba onu mu alsak. Hem rengide güzeldi.
- Tamam aşkım bakarız.
-Aşkım ne bilim ya siyah almak istemiyorum.
- Aşkım dene ikisinide hangisi içine sinerse onu alalım olur mu.

Sevgili çıldırmak üzeredir ama belli etmez. Ne yapayım karar veremiyorum. Artık alayımda şu elbiseyi, fotoğrafı da çektirelim. Bende rahatlıyım sevgili de. Ben ay o mu olsa bu mu olsa demekten sevgili de benim kararsızlığımdan bıktı.

7 Mart 2010 Pazar

Hımmm! Künefe


Kadayıflı tatlılarla pek aram yoktur aslında ama nedense künefeye bayılırım. Ne zamandır canım istiyordu. Haydi dedik yiyelim bugün. YEdik yemesine de biraz abarttık galiba. Karnımızda açtı biraz dışarı cıktığımızda. Çıkmışken yemek te yiyelim bari dedik. Ne de olsa aç karnına tatlı gitmez. Öyle bir yedik ki üstüne de künefe. Aman Allahım! Böyle bir doymak yok. Şimdi mide fesatı geçirmek üzereyim. Sevgili de öyleymiş. 2 soda içmiş ama kar etmemiş . Bir daha canım künefe isterse sadece künefe yiyeceğim. Öncesinde yemek yemeğe gerek yok. Yemek yemekten vazgecerim künefeden asla!

5 Mart 2010 Cuma

İyimiyim Bilmiyorum

Hırçınlığımın nedeni; yalınız kalmaktan korkmak mı yoksa olacaklardan karşımdakini suçlamam mı bilemiyorum. 'Allah sonumuzu hayır etsin' cümlesi geçiyor hep aklımdan, dilime de vuruyor sonra. Kendimi teselli etmeye çalışıyorum. Önce iyi geliyor sonra bir işe yaramıyor kendi kendime söylediklerim. Sevgilim gidince hiç bir şey eskisi gibi olmayacak gibi geliyor. Ama sonra zaman geçicek çabucak her zaman olduğu gibi. Hep hızlı geçmiyor mu zaten. İşte yine öyle hızlı geçicek. İşte ozman çok güzel günlerde gelecek. Hep beraber olacağız hiç kimse hiç birşey bizi ayıramayacak ne fiziken ne de ruhen. Her anımız her günümüz elele geçicek. Bunları bilerek sabretmeyi öğreneceğim. Kendimi böyle teselli ediyorum.

2 Mart 2010 Salı

SEVGİLİME

Aceleyle yazılmış bir yazı olacak bu ama bir okadar da içten. Sevgilim gitme diyemem ki ben sana. Gitme dersem kendimi suçlarım sonra olacaklardan. Senin hayatın için çok önemli bir adım olucak eğer gidersen. Sen hayallerindeki yerini alacaksın gidersen. Gidersen hayatın pırıl pırıl ve o kadar rahat olacak.
Ama gidersen ben bir okadar mutsuz olucam. Dayanabilir miyim bilmiyorum buna. Sensizliğe ne kadar alışabilirim onu da bilmiyorum. Gitme diyemem ki ben sana. Git te diyemem gitme diyemediğim gibi. Bana sorma sevgilim ben sana hiç bişey diyemem . Git dersem kendime gitme dersim sana haksızlık olur.
Şimdi sen kendi kararını kendin vereceksin. Gidersen sana kızmayacağım. Ben sana destek olmak için elimden geleni yapmaya hazırım. Ama şimdilik elimden ne gelir kestiremiyorum sevgilim. Tek bildiğim seni çok sevdiğim ve gidersen seni deli gibi özleyeceğim.