30 Temmuz 2010 Cuma

Bir Eşi Olmalı İnsanın







Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken,
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!
Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim..

Can YÜCEL



28 Temmuz 2010 Çarşamba

Dikkat!! Uyarıyorum


Bunaldım, sıkıldım, hırçınım, dokunmayın... Dokunsalar patlayacak gibiyim.. Hatta arada bir çıkışıyorum, çabuk kızıyorum. Aklımı kurcalayan, beni bunaltan bir sürü şey var.. En kısa zamanda bir iş bulup çalışmam gerekiyor.. Sanırım o zaman durulacağım.. Bir yandan kim bu kadar kısa sürede iş bulmuş diyorum, bir yandanda zaman hızla geçiyor, zamanı boşa geçiriyorum gibi geliyor.. Okul ne güzel bir şeymiş. Şimdi mezun olmamış olsaydım Eylül ayında okula gitme ümidim olacak bu kadar sıkılmayacaktım. Ama şimdi öyle bir şey de yok. Her şey belirsiz, her şey sıkıcı...



26 Temmuz 2010 Pazartesi

Tatil Biter...


Tatilimiz bitti. Çok eğlendik. Hiç boş vakit geçirmedik her dakikasını değerlendirdik bir haftanın. Bu sene İğneada'nın denizi de harikaydı. Hiç olmadığı kadar temiz ve pırıl pırıldı. Hava arada bir kapandı ama biz yine de denize girmeye devam ettik.

Sadece denize girmedik ama piknikte yaptık :


Güneşin batışını da izledik:


Araba kullanmayı da öğrendim:


Ayçiçek tarlalarını keşfede çıktık:


Bulutlara bile yükseldik :) :


Manda sürüleriyle karşılaştık ama yanlarında pek durulacak gibi değildi. Çünkü felaket kokuyorlar:


Deniz, kum güneş her şey güzeldi ama bir de kayalıkların tepesinde yalınayak gezmek ayrı bir zevkti:





16 Temmuz 2010 Cuma

Yolcu Yolunda Gerek :)


Yine , yeniden tatile gidiyorum. Dedim ya leyleği havada gördüm bu sene. Ailemle sessiz sakin , her sene gittiğimiz İğneada'ya gidiyoruz yarın. Ailecek seviyoruz İğneada'yı. Hem çok ucuza bir tatil yapıyoruz hem de kafamızı dinliyoruz bir hafta boyunca. Kumsalı ve denizi çok güzel. Sadece haftasonları biraz kalabalık oluyor, diğer günler rahatça denize giriyoruz, gönlümüzce eğleniyoruz. Ben bavulumu hazırladım bile. Yarını bekliyorum şimdi. Belki bu sefer teyzem de bize katılacak. Ne kadar kalabalık olursak o kadar güzel olur benim tahminimce. Oradayken nete girebileceğimi pek sanmıyorum. Artık dönünce bütün tatil anılarımı sizlerle paylaşabilirim.


15 Temmuz 2010 Perşembe

Sinir Küpü


Bir çocuk hem bu kadar tatlı hem de bu kadar yaramaz nasıl olabiliyor anlamıyorum. Annesinin burnundan getiriyor her şeyi. Kadıncağız misafirliğe gidemiyor Baran bir şeyler kırar korkusuyla. Evde de zaten sürekli diken üstünde.Çünkü Baran her gün ya bir bardak ya bir tabak kırıyor. Hem de kaşla göz arasında saniyelik bir zamanda. Kırıyor bardağı, tabağı ya da her neyse sonra bir güzel de kahkahalar atarak gülüyor. Ne anlıyor bunu yapmaktan, nasıl bir zevk alıyor bu durumdan hala anlamış değiliz. Hem hiperaktif hem sinir küpü. İstediği bir şey yapılmadığında ağlıyor, vuruyor, sinirini çıkarıyor. Bugün sırf parka götürmedim diye ısırdı beni. Hem de öyle güçlü ki ısırdığı yer kabardı, kıpkırmızı oldu. Nasıl bir kuvvet varsa artık.. Annesini ısırmaktan, çimdiklemekten mosmor kadının kolları. Ben iki gün dayanamadım Baran'a, Allah annesine sabır versin.




13 Temmuz 2010 Salı

Daha Çok Var Demeyin


Can sıkıntısı fena sardı. Zaten hayal dünyası geniş bir kişiliktim.. Şimdi abarttım boş boş oturmaktan hayal dünyam rengarenk olmaya başladı. Hani yepyeni başlangıçlara adım atacağım ya hani iş bulacağım. Sonra önümüzdeki zamanlarda evlilik için adımlar atmam gerecek ya ben şimdiden hem iş hayatımla ilgili hemde inşallah hayırlısıyla gerçekleşecek olan evliliğim ve düğünümüz için planlar yapmaya başladım bile... Düğünün en önemli ayrıntılarından biri de gelinliktir bana kalırsa. Gelin o gün en gözde en güzel olmalı... Ne de olsa bütün gözler onun ve damadın üzerinde olacak. Haydi damatlık kolay iş peki gelinlik? İşte o oldukça zor.. Bende o gün gelip çattığında afallayıp kalmamak adına hafiften aklımda bir gelinlik modeli oluşturmaya başlamak amacıyla boş boş evde oturacağıma netten modaevlerinin sayfalarını gezinmeye başladım. Duyar gibiyim bu ne acele dediğinizi. Aaaa! Öyle demeyin ama sonra aceleye gelmesindense şimdi bir şeyler düşünmeye başlamak en iyisi bence. Ne de olsa o zaman gelince büyük bir ihtimalle ve inşallah iş hayatına atılmış olacağım. Beğendiğim ve üzerinde bir kaç oynamayla hayallerimdeki gelinlik olabilecek iki model:


Göğüs kısmı çok güzel ancak etek kısmını dantel yaparsak ve birazda taşlarla ışıltı katarsak çok güzel bir model olabilir.


Bu daha ideal ancak biraz daha kabarık olursa biraz da taşlarını azaltırsak tam hayallerimdeki gibi olabilir.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Bir Kere De Böyle Olsun



- İşin nitelikleerini öğrenebilir miyim?
-Peki ya beni neden tercih ettiniz?
- Ücret konusunu da konuşalım.
- Hımm demek öyle. Ben sizi daha sonra ararım.
.....

- Bu pozisyonu kendi niteliklerime uygun bulmadığımdan dolayı kabul edemeyeceğim. İyi günler.

Hep onlar mı reddedecek bizi, bir kerecik de olsun biz iş beğenmeyelim değil mi ama. Ama yine de fazla ters davranmayayım ne de olsa hala işsizim.



10 Temmuz 2010 Cumartesi

Böyle de Olmaz Ki



Mezun olmanın kötü yanı bursu mu kesmeleri oldu sanırım. Bir anda kesmeselerdi bari ya. Sudan
çıkmış balık gibi oldum vallahi. Sen alıştır beş senedir her ay sonra bir anda geri al. Hiç olmazsa
yavaş yavaş azar azar kesselerdi. İş bulmamamı da bekleyebilirlerdi mesela.




8 Temmuz 2010 Perşembe

Kandiliniz Mübarek Olsun




Bu gece içimde ayrı bir huzur var. Bu mübarek günde duamı etmenin, namazımı kılmanın verdiği huzur içimdeki. Allah herkesin ettiği duaların yanı sıra benimkileri de kabul etsin inşallah bu güzel gecede. Ettiğimiz dualar hatırına huzurumuz hiç bozulmasın, Allah hepimize sağlık versin. Miraç Kandilinizi en içten bir şekilde kutlarım.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

El Emeği (!)

Puzzle akımının 2. eserini sizlere sunmaktan kıvanç duyarım. :D İlk puzzle yapmamın ardından büyük heves sardı beni ve ileride evlendiğim zaman kendi evime de koymak üzere yeni puzzlelar almaya karar verdim. Söke'ye gittiğimde hem benim için hemde *E* nin annesi için puzzle aramaya başladık. Bir sürü yer dolaştık aklıma yatan bir tane beğenemedim. Annemiz için aldığımız puzzleın kutusundan katalog cıktı ve oradan bunu beğendim. Aslında bir tane daha beğenmiştim ama onu henüz bulamadık. Bu ve bundan sonra alacağım diğer puzzle *E* nin annesinin emeklilik hediyesi bize.

Can sıkıntısından 3 günde bitirdim bunu. İlk yaptığıma göre daha kolaydı sanırım hem. Bir daha bu markayı almamaya kararlıyım. *E* nin annesi için de aldığımız pek çabuk bitti. Bu markanın parçalarının çok keskin hatları var ne nereye gelecek çok belli. Ben biraz daha uğraşabileceğim bir şey istiyorum. Sanırım o zaman daha çok sevinirim bitince.


5 Temmuz 2010 Pazartesi

Yılın Düğünü






Ay nasıl gideceğiz, nasıl döneceğiz, Ne takacağız derken düğün günü geldi çattı, pek te güzel oldu. Sonunda arkadaşımızı evlendirdik. Hem kınasında hem de düğününde pek bir eğlendik.

Sevgilim düğüne giderken beni yalnız bırakmadı. Kınaya giderken yeri bulmak açısından biraz sorun yaşadık. Ama gayet güzeldi her şey sıcak dışında. Oynadıkça ter attık, terledikçe kendimizi kınanın yapıldığı kafeden dışarı attık. Geceden biraz erken ayrılmak zorunda kaldık evimizin uzak olması nedeniyle.




Ertesi gün nikah için Avcılara gittik. Gelinimiz tek kelimeyle harikaydı. Saçı, makyajı ve özellikle de gelinliği çok güzeldi. Nikah töreninin ardından düğünün yapılacağı Emirgan korusuna gidildi. Emirgan'da ki Pembe Köşk'te oldu düğün. Süslemeler tam Pembe Köşk'e yakışır havadaydı. Düğün çok eğlenceli ve kalabalık olmaması nedeniyle gayet sade ve güzel geçti.

Gelin ve damadımız umarım sonsuza kadar mutlu olurlar. Her günleri düğünlerinde olduğu gibi geçer. Evlilik bu güzel günleri olduğu gibi kötü günleri de olacak ama önemli olan her şeyi elele atlatmak, karşılıklı saygıyı hiç bir zaman kaybetmemek.