29 Haziran 2010 Salı

Yol Göründü

Söke'de ki son günüm. Bu akşam 10 da yola çıkıyorum. Özellikle önden istedim koltuğumu tek başımayım diye. Şimdi yolda sıkılırım ben öndeki koltuğu izleyeceğime yolu izlerim daha iyi. Tek başıma yapacağım ilk uzun yolculuk olacak bu. Aslında bineceğim otobüs Bodrum'dan kalkıyor ve *E* de cuma günü yola cıkacak. Biraz daha bekle birlikte gidelim dedi ama kına gecesi var cuma günü ona gitmem gerekiyor. Aslına bakarsanız birlikte gitsek pek güzel olurrdu ama mutlaka gitmem gerekiyor kına gecesine. Beş yıllık arkadaşım sonuçta böyle günlerde yanyana olmayacaksak ne anlamı var dostluğun arkadaşlığın.

25 Haziran 2010 Cuma

Fasıl




Tatile yapmaya tam gaz devam ediyorum. Her gün yeni planlar yeni programlarla geçiyor. Geçen gece fasıla gittik mesela. Pek bir eğlendik, oynadık, zıpladık, güldük. İlk defa bir fasıl eğlencesine katıldım. Bu kadar eğlenceli olduğunu bilseydim kesinllikle daha önce de giderdim. Hava biraz serindi hatta gecenin sonuna doğru bayağı bir yağmur bile yağdı. Ama yağmur hızımızı hiç kesemedi biz oynamaya devam ettik. Ama keşke dedim hep içimden şimdi *E* de burda olsa diye. O olsaydı daha güzel olurdu hem benim aklım onda olmazdı hemde o yanımda olunca kendimi daha iyi hissederdim.


Bu akşamda gidilicekti fasıla, planımız öyleydi ama o gün yağmur altında ıslanınca herkes pek bir yorgun düştü. Hastalık yolunda ilerleyenlenimiz bile var. O nedenle kısa bir mola verip bu akşam yarın tekrar gecelere akmayı planlıyoruz.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Bodrum Bodrum

Geziyorum geziyorum bitmiyor bir türlü durdurduğum yerde durmuyorum... Haftasonu Bodrum'daydık. Sevgilimleydim mutluydum. Onunla olunca hep mutlu oluyorum. Aynı şehirde uyumak aynı şehirde uyanmak ,aynı havayı solumak bile mutlu ediyor beni..

Sevgilimin çalıştığı beach clubta denize girdik. Bizim için loca ayrılmıştı, tertemiz yumuşacık havlular geldi. Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdaydı. Garsonlar etrafımızda pır dönüyorlardı. Biz istemeden geldi aperatiflerimiz. Ne sıkılmamıza fırsat kaldı ne de acıkmamıza..

Sevgilimi 5 günün ardından, bu kadar kısa bir zamandan sonra görmek o kadar iyi geldi ki bana anlatamam size. Onun sayesinde çok güzeldi herşey, onunla olmak güzeldi başlı başına.


Harika bir tatil geçirdim haftasonu anlayacağınız. Ama mezuniyetimden beri dinlenemiyorum. Şikayetci değilim hem geziyorum hem eğleniyorum. Ama akşam olunca kollarım ve bacaklarım ağrıyor. Sabahları uyanamıyorum. Zorla kaldırıyorum kendimi yataktan.

18 Haziran 2010 Cuma

Leylek Leylek Havada

Leyleği havada gördüm bu sene. Hemde sadece bir leylek değil leylek sürüsünü havada gördüm. Gezmekten yorgun düşüp iş teklifi geldiğinde kabul etmeyeceğim galiba. Mezun olmamla birlikte düştük yollara zaten.



*E* ve annesi bizim memleketimizi görsünler diye mezun olur olmaz yola çıktık. Kırklareli'ye gittik teyzem de kaldık. Trakya'nın tek trustik yeri olan Dupnisa Mağarasını gezdik. Oradan üç ayların başlangıcı olması nedeniyle Edirne Selimiye Camii'ne gittik. Pikniğimizi de yaptık, trustik gezimizi de.



Şimdi ise Söke'deyim. Aslında sürpriz olacaktı buraya geleceğim. Ama sağolsun otobüsümüzün muavini *E* le konuşurken yanımıza gelip Söke garaj mı dedi ve bütün sürpriz mahvoldu. Olsun sürpriz olmadı ama mutluyum yine de hem *E* yi göreceğim hem de güzel bir tatili hakettiğimi düşünüyorum beş yılın ardından.

17 Haziran 2010 Perşembe

Bloguma Sevgilerle...



Yine çok ihmal ettim değil mi seni blogum.. Ama ne yaparsın işte her zaman pc başına oturamıyorum ki bazen böyle olabiliyor. Sen bakma böyle uzun zaman yazmadığıma hep aklımdasın aslında.. Yazılacak neler neler var aklımda. Dur sen biraz zaman bulabilsem neler neler yazacağım.

Sevgilim geldi gitti mutluyum bunu bil yeter zaten şimdilik. Mezun oldum zaten şimdilik büyük bir boşlukta hissediyorum kendimi, gün geçtikçe de bu boşluk daha da büyür diye korkuyorum. Ama ümitsiz değilim eminim ki emeklerimin karşılığına alacağım günler uzakta değil.



15 Haziran 2010 Salı

Mezun Oldum





Mezun oldum ben cuma günü. Tüm sevdiklerim yanımda kep attım. Başarımda en büyük paya sahip olan ailem yanımdaydı. Sonra hayatıma varlığıyla anlam katan sevgilim ve gelişiyle bana değer verdiğini bir kez daha gösteren ikinci annem benimle birlikteydi.

Ne büyük heyecanmış o cüppeyi ve kepi giymek. Hocalarımın tek tek ellerini sıkarken duyduğum gurur ve konuşma yapılırken boğazımdaki düğüm ne farklı bir duyguymuş. Arkadaşlarımın çoğuyla son kez aynı fotoğraf karesinde yer almak ne kadar üzücüymüş. Beş yılımı geçirdiğim şehire ve okuluma veda etmek sanki yıllardır birlikte olduğum bir dosta veda etmek gibiymiş.

Sabırsızlıkla geçen bir kaç saatin ardından sahneye çıktığımızda elimin ayağımın birbirine dolaştığını hissettim. Hocalarımla tokalaşırken ellerim titredi ve hocalarıma son vedamı ederken sesimde aynı tepkiyi verdi. Ama ardından geri sayım başlayıpta kepimi havaya fırlattığımda sanki büyük bir yük üzerimden kalkmış gibi geldi.

Aslında herşey şimdi yeni başlıyor. Yeni bir hayat beni bekliyor. Ama ben okulumu bitirdiğim için haklı bir mutluluk ve gurur yaşıyorum şimdi.

10 Haziran 2010 Perşembe

Ne Yapmalı







Artık bunaldım tartışmaktan, geceleri ağlamaktan, içimin hep huzursuz olmasından. Uzakta olması mı yaptı bizi böyle... Özlüyoruz diye mi bu kavgalarımız.. Gittiği için mi sürekli bir şeyleri unutuyor.. Burada olmadığından mı her konuşmamızın sonu kötü bitiyor.. Telefonu artık güzel kapatamamamızın nedeni bunlar mı? Gücüm kalmadı tükendi artık. Hep suçlanmaktan bıktım. Halbuki ben eskisi gibi olsun istiyorum her şey.. Sevgilimle telefonda şımara şımara konuşmak istiyorum.. Sevgilim hiç bir şeyimi unutmasın, ilgilensin benimle istiyorum. Çok şey mi istiyorum. Sadece eskisi gibi olsun istiyorum. Ağlamak istemiyorum, suçlanmak istemiyorum..

Dün bütün gece uyuyamadım. Yine aynı tartışmalar, yine aynı unutmuşluk. Ama bu sefer daha fazlası.; tartışmanın en hararetli yerinde uyuyakalmak. Sonra onlarca mesaj, defalarca aramaya cevap alamamak... Ben bunları haketmiyorum. Bunları haketmek için hiç bir şey yapmadım ben...Ben elimden gelenin fazlasını yaptım onun gitmesini engellemeyerek. Daha ne yapabilirim ki bilmiyorum. Daha ne yapmalıyım üzülmemek, ağlamak için..




9 Haziran 2010 Çarşamba

Gel Mutluluk Bir Daha Hiç Gitme Ama






Bir gün kaldı mutluluğa sadece bir.. Kısa da olsa gelecek mutluluk, mutluluğum.. Yine gidecek ama olsun bir gün tamamen geri dönecek hiç bırakmayacak beni. Şimdi küçük mutluluklar yaşasamda o zaman gelince hep mutlu olacağım biliyorum.


8 Haziran 2010 Salı

Çık Huy







Kendimi çok değersiz hissediyorum bazen. Öyle durup dururken değil tabi. Bir şeyler oluyor ama sürekli tekrarlanan. Sürekli tekrarlandıkça da daha çok artıyor içimdeki değersizlik duygusu. Bazen isyan etmek geliyor içimden, bağırıp çağırıp her şeyi yıkıp dökmek. Sonra bakıyorum da aslında değersiz olan ben değilmişim. Değersiz olan asıl beni böyle hissettiren şeylermiş. sonra düşünüyorum; neden bu kadar üstünde duruyorum ki bırak her şeyi olduğu gibi yaşa, ne kadar değer görüyorsan o kadar değer ver. Ama olmuyor yapamıyorum ben herkesi kendim gibi görme huyumdan vazgeçemiyorum. Çok yara almama neden oluyor, çok üzüyor beni. Ne yapmalı bu huydan kurtulmak için ne etmeli bilmiyorum..



6 Haziran 2010 Pazar

Altın Yüzük



Hayatımda verdiğim en doğru karardı sanırım onunla hayatımı birleştirmek için attığım adım. Her geçen gün biraz daha iyi anlıyorum bunu. Biz ilk günden beri hep sevdik birbirimizi. Sadece sevmedik birbirimize saygı gösterdik, her şeyimizi paylaştık, değer verdik birbirimize. Önemli olan da zaten bunlar değil mi. Sevgi bazı şeyler için tek başına yetmiyormuş anladım. En başından beri bana ne kadar değer verdiğini biliyorum. O yüzden verdiğim bu karardan asla pişmanlık duymadım bir yıldır. Bir yıldır taşıyoruz birbirimizin yüzüğünü, bir yıldır sağ elimin yüzük parmağında asla silinmeyecek bir iz var. Bir yıldır hiç çıkarmadığım yanımda olmasada onun sıcaklığını bana hissettiren altın bir halka var parmağımda. Bir yıldır hiç parmağımdan çıkarmadığım bu altın halkayı sadece bir kere çıkaracağım parmağımdan o da sırf yer değiştirmek için. Sadece sağ yüzük parmağımdan çıkarıp sol yüzük parmağıma takacağım zamanı gelince. Bunu yaparkende yine aynı şekilde emin olacağım bu yaptığımdan. Çünkü karşımda ki doğru insan ve ben onu deliler gibi seviyorum.



5 Haziran 2010 Cumartesi

Mezun Adayı



Nasıl da geçti beş yıl acısıyla, tatlısıyla, hayal kırıklıklarıyla, mutlulukla... Ama en önemlisi de yepyeni ve hiç bitmeyecek dostluklarla.. Şimdi mezun olma adımını attım. Sınavlarım açıklandığında ve kep attığımda tam anlamıyla mezun olacağım. İşte o zaman benim için yepyeni bir hayat başlayacak.. Aslına bakarsanız üniversite yıllarımı özleyeceğim. Artık arkadaşlarımla bu kadar bir arada olamayacağım. Okul bitsin diye az sızlanmadım ama biliyorum ki bundan sonra keşke okul bitmeseydi diyeceğim... Beş yıl boyunca şikayet ettim durmadan; sabah erken kalmaktan, her sabah o kadar yol gidip akşam trafikle boğuşmaktan, ders çalışmaktan, derslere girmekten.. Dün son sınavımdan çıkınca okulumu ne kadar sevdiğimi anladım. Ama artık ben istesem de istemesemde okul bitti ve ben üniversite mezunu bir bireyim artık. Demek mezun olmak, yapacak hiç bir şeyininin olmaması böyle oluyormuş. Sanırım büyük bir boşluktayım şimdi...



1 Haziran 2010 Salı

Seçim Yapmak Zorunda Mıyız?


BAZILARI şöyle diyor:

Askerlerimiz şehit olmuş, Filistin’le uğraşıyoruz. Mehmetçik ölürken Filistin’den bize ne? Böylelerine şunları demek isterim:

İçinizdeki sızlama potansiyeli sınırlı mı ki, böyle bir soru soruyorsunuz?

Mehmetçik için de kahırlanın, Filistin için de kahırlanın...

Merak etmeyin:

Vicdanlardaki kahırlanma potansiyeli, ikisine de fazlasıyla yeter.


Tıklayın lütfen..