30 Kasım 2009 Pazartesi

Bayram dolayısıyla kapalıyız efenim...Misafir ağırlamaca bir yandan, öte yandan gezmece tozmacalar, yemekler, falan derken bloga girmeye vakit kalmıyor haliyle... Hımmm tabi birde evde internet kesik olunca bu durum imkansızlaşıyor. Netimiz açılır açılmaz hem gezi fotoğraflarımla hemde gezi anılarımla geri dönüyorum efendim..

+Şu an kaçak internetten girmiş bulunmaktayım.. Çok utanıyorum..=)

24 Kasım 2009 Salı

Kır Zincirleri...

Hep özenmişimdir süslü kızlara ben, şöyle sabahın köründe bile olsa yüzünde makyajı eksik olmayanlara. Çünkü ben hiç beceremem öyle süslenmeyi falan. Makyaj yaparım yapmasınada makyaj denirse tabi. Az biraz göz kapaklarının üstüne yeşil kalem, siyah bir rimel, birde niveanın star dudak koruyucusu, al işte sana makyaj...Fazla bile daha ne olsun...Sabahın köründe kalkıp bide makyaj yapabilmek büyük başarı olur benim için.. Yok yok yapamam ki... Şöyle şıkır şıkır giyinip evden cıkamam sanki herkes bana bakıyormuş gibi gelir... Ama giyineni de cok takdir ederim.. Bazen tamam diyorum kaç yaşına geldin artık ne hala bu kot tshirt takıntısı.. Çizme aldım kenarda duruyor öylece.. Taytlarım desen onlarda öyle...Bir başkası olsa benim elimde olan kıyafetlerle ne kombinler yaratır ama bende o yetenek ve cesaret yok sanırım.. Haydi burda bir karar almış olayım artık... Kırıcam zincirlerimi... Atıyorum kotu conversi tshirtleri bir kenara... Bende süslü olucam, bende şıkır şıkır giyinicem...

(Kendim söyledim kendim inandım mı acaba... En fazla 2 gün sürer bu karar burdan duyurulur =))

23 Kasım 2009 Pazartesi

Gelsin Koyunlar...


Hangi akla hizmet 2 fincan türk kahvesi içer ki insan. Uyuyamazsın tabi. Dön sağa dön sola yok. Sonra başlarsın koyunları saymaya . En son 571. koyun atlamıştıtı ki çitten.. Yok yok olmaz ..Hiç işe yaramıyormuş koyunlar da. Sonra nasıl olduysa uymuşum.. Ama ne kötü uyuyamamak.. Bir daha asla türk kahvesini fazla kaçırmam.. Hatta belli bir saatten sonra aslaa içmem..

20 Kasım 2009 Cuma


-Haftasonu başlarız temizliğe artık.
-Başlayalım bari
-Ne demek başlayalım bari
-Tamam başlarız da çok abartmayalım
-Temizliğin abartmaması mı olur
-Olmaz dimi of
-Oflayacaksan hiç karışma ben kendim yaparım.
-Yok yok oflamam da bişey sorucam anne ne temizliği bu?
-Aaa hani cok hevesle bekliyordun ne çabuk unuttun bayrama 1 hafta kaldı
-Ay inamıyorum.. Tamam tamam cok güzel temizleyelim evi =)
+Hevesle yapacağım ilk temizlik olacak sanırım bu

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yetti Be! Kendine Gel!

Sinir oluyorum ne var biz de yüksek not alabiliyoruz... Notlarımız çok farklı da değil zaten...Hocalarla en az senin kadar bizde içli dışlıyız... Ama senin gibi görmediklik yapmıyoruz.. Orda burda " aa! adımı nasıl bilmezsiniz" gibi laflar hiç etmiyoruz. Bilmek zorunda mı ki hem kimsin sen önemli bir şahsiyet mi? Yo hayır hepimiz gibi öğrenci, herkes kadar aktivitelere katılan, yanlız fazla ve bazen boş konuşan, insanı çileden cıkaran... Senden tek isteğim biraz mütavazi olman, kendini gereksiz yere övmemen. İnan çok farklı değilsin... Aslında okul dışında seni çok seviyorum ama okula girince bambaşka bir insan olup çıkıveriyorsun... Bu uyarımı ciddiye al lütfen.. İnsanlar gercekten dalga geçiyor artık arkandan...

15 Kasım 2009 Pazar

Zor Anlar...

*E* ile en korkunc en zor ilk günlerimizdi sanırım cuma ve cumartesi günleri...Bütün günümüz ufacık bir şey yüzünden mahvoldu... Sanırım o ayrı ben ayrı aklımızda evire cevire düşündük korkuyla.. Birbirimizi teselli ediyorduk ama gercekle yüzleşmekten ikimizde cok korkuyorduk..Birbirimize dua et diye hatırlatıyoduk devamlı kötü birşey olmasın diye..Cuma akşamı gözüme uyku girmedi... Aynı şekilde *E*nin de... Neyse ki cumartesi sabahı rahatladık.. Sarıldık birbirmize.. En zor anımızı birlikte atlattık. Söz verdik sonre en kötü anlarımızı birlikte elele atlatmaya...Hayatımda olduğu için binlerce şükürler olsun..

11 Kasım 2009 Çarşamba

11.11.1997



Küçük bir kız çocuğu babası nereye giderse peşinden giden, babasıyla uyuyabilmek için üşümüş numarası yapan, babasının elinden tutup bütün İstanbulu gezen, evcilik oyununa bile babasını katan küçük kız çocuğu şimdi yanlızlığının ve babasızlığının 12. yılına girdi. O kız cocuğu büyüdü tam 23 yasında şimdi ama canından çok sevdiği babası yok yanında..
Canım babam yoksun işte, tam 12 yıldırr yoksun.O kadar uzun zaman oldu ki seni görmeyeli o kadar küçüktüm ki sen gittiğinde şimdi yüzünü bile hatırlamakta zorlanıyorum.. Kokunu, seni, parmaklarının arasındaki yumusaklığı, ellerini özledim baba.Herşeyini özledim babacım..Zaman o kadar hızlı geciyor ki özlem okadar cok büyüyor ki.. Her yapılan şeyde keşke sende olsaydın diyoruz hepimiz. Keşke sende olsaydın.. Keşke hiç gitmemiş olsaydın keşke hep burda olsaydın.. Kuzenim evlendiğinde abim askere giderken, ben liseden mezun olup üniversiteyi kazandığımda, sözlendiğimde sen de burda olsaydın keşke...
Her yaşanılan sevinç senin yokluğunla eksik, her mutluluğumuz buruk. Çünkü yoksun bir daha sana sarılamayacağım doyasıya öpemeyeceğim..Yerin okadar boş ki burda... İçimde kocaman bir eksiklik boşluk..
Her aklıma geldiğinde gözlerimden süzülen yaşlara engel olamıyorum baba.. Seni cok özlüyorum..Eminim abim ve annemde özlüyordur... Ölüm bi zamandan sonra unutuluyor diyorlar ya öyle değil baba.. Hep benimlesin hep aklımdasın..
Hani beni çok seviyordun neden gittin baba...Bende seni cok seviyorum.. Bir gün biryerlerde karşılaşırsak eğerr seni asla bırakmıcam baba.

10 Kasım 2009 Salı

10 Kasım

Saygıyla ve büyük bir özlemle anıyoruz Atamızı! Sen rahat uyu Atam..



"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir" Mustafa Kemal Atatürk

9 Kasım 2009 Pazartesi

Uyku!

Dünya varmış!! Sınavları tükettim ve öyle çok rahatladım ki size anlatamam.. Zaten son anlarda bişey almıyordu beynim. Okuduklarımı anlamamaya başlamıştım.. Çalışırken gözlerim kapanmaya başlamıştı artık sıkıntıdan, yorgunluktan... Neyseki atlattık, geçti, gitti..

Zaten sınavlar bitti, servise yetişebilmek için depar attım.. Serviste de uyumayı planlıyordum ki ne göreyim dopdolu tıklım tıkış.. Herkes benim gibi düşünmüş sanırım eve dönmek için can atıyorlar... Ve sonuc 2 kişilik koltukta 3 kişi oturmak.. Hava da aksi gibi sıcak... Düşünebiliyor musunuz kasım ayındayız ve hava sıcaklığı 27 derece.. Tabi bu sıcakta dipdipe bırakın uyumayı, yanınızdakiyle temas etmekten kalcanızın yan tarafı su içinde kalıyor...Neyseki yolculuğuda atlattım ve pazar olması nedeniyle, pazar mı ne alaka sınav demeyin çünkü bizde böyle bir sacmalık sözkonusu, annem evdeydi ve yemeğim hazırdı.. Yemeğimi yedim ve doğru yatağa.. Kocaman anne yatağı ohh ne rahatt.. 2 buçuk saat mışıl mışıl kesintisiz uyku.. Beynim rahat, sınav stresinden uzak..

+Tabi o stresi atlattıkta birde sınav sonuçlarını beklemek var merak içinde...

6 Kasım 2009 Cuma

Minübüs Çilesi


Minübüslere binmek işkence gibi geliyor.. Helede ayakta kaldıysam eyvah ki ne ayvah.. Bide küçücük araca 40 kişiye yakın kişi doldurdular mı kendimi kaybediyorum.. İşte ozman ne tutanacak yer, ne ayakta rahatla durabilcek bir yer kalıyor.. Bir yerlere tutunabilmek için şekilden şekile girmek gerekiyor.. Adam gibi tutunamayıp dengeyide kaybedince hoop sağa hoop sola savrulup durmak kaçınılmaz.. Tabi bu sırada carpmak durumunda kaldığınız insanların oflama ve puflama sesleride cabası.. Bütün bunlar yetmezmiş gibi arkadan gelen paraları öne uzatma durumu da en feci anların yaşanmasına neden olabiliyor.. Minibüs şöförleride onca insanı küçücük araca sığdırmayı biliyolarda peki neden inmemiz gerektiğinde duymamazlıktan geliyorlar..en az 3 defa 'şöför bey inecek var.. müsait biryerde indirir misiniz.. eee kardeşim inecak var ' deme durumunda kalıyorsunuz.. Gerçi duymuş olsalar bile o kalabalıktan inmek bir 5dk alıyordur hiç şüphesiz.

Hep diyorum kendime binme şu minübüse atla tramvaya git evine.. Ama nerde iki adım fazla yürüyeceğim diye bu kadar eziyete katlanıyorum.. Bir dahaki sefere kendi sözümü dinleyeceğim.. Kalabalık konusunda minibüslerden farklı değil ama sonucta her durakta durmak zorunda...

3 Kasım 2009 Salı

Yok Yok Olmuyor


Biri bana yardım etsin lütfen.. Dikkatimi toplayamıyorum, odaklanamıyorum.. Sabahtan beri çabalıyorum, uğraşıyorum olmuyor.. Kitabı elime almamla sıkılıp bırakmam bir oluyor.. Not çıkarayım dedim onu bile yarıda bıraktım..

Halbuki ne planlar yapmıştım kafamda. 2 gün boşluktaa neler çalışcaktım.. 3 dersi bitirirdim sözdee. Nerdee daha yarınki sınava bile tam hazır değilim.. Eyvah napıcam ben..

2 Kasım 2009 Pazartesi

Kesinleşmiş Bayram Planı * SON *

Bayrama bir ay kala yapmaya başlamıştım planları ben biliyorsunuz..Heyecanla bekliyorum o günlerin gelmesini çünkü. Bu nedenlede plan yapmakta aceleci davranıyorum napayım elimde değilki.. Sürekli aklımda bişeyler kuruyorum. Planlarımın ilk somut adımını atmış bulunmaktayım şu an itibariyle. *E* bugün işe biraz gec gidecekti, bizde fırsattan istifade gidip tiyatro biletlerimizi aldık.Buna göre bayram planımızı acıklıyorum:
*26 Kasım Taksim gezisi

*27 Kasım bayramlaşma ve bayram kahvaltısı
'Balıkesir Muhasebecisi' adlı oyuna gidiş

*28 Kasım Miniatürk ve Koç Müzesi gezileri
Pierre Loti'de çay keyfi
Mangal partisi

*29 Kasım Dolmabahçe Sarayı gezisi
Beşiktaş ve Ortaköy gezileri

1 Kasım 2009 Pazar

Sınavlara 2 günlük küçük bir ara vermiş bulunmaktayım... Eee çok iyi oldu bu. Ozman bunu kutlayalım: