
Minübüslere binmek işkence gibi geliyor.. Helede ayakta kaldıysam eyvah ki ne ayvah.. Bide küçücük araca 40 kişiye yakın kişi doldurdular mı kendimi kaybediyorum.. İşte ozman ne tutanacak yer, ne ayakta rahatla durabilcek bir yer kalıyor.. Bir yerlere tutunabilmek için şekilden şekile girmek gerekiyor.. Adam gibi tutunamayıp dengeyide kaybedince hoop sağa hoop sola savrulup durmak kaçınılmaz.. Tabi bu sırada carpmak durumunda kaldığınız insanların oflama ve puflama sesleride cabası.. Bütün bunlar yetmezmiş gibi arkadan gelen paraları öne uzatma durumu da en feci anların yaşanmasına neden olabiliyor.. Minibüs şöförleride onca insanı küçücük araca sığdırmayı biliyolarda peki neden inmemiz gerektiğinde duymamazlıktan geliyorlar..en az 3 defa 'şöför bey inecek var.. müsait biryerde indirir misiniz.. eee kardeşim inecak var ' deme durumunda kalıyorsunuz.. Gerçi duymuş olsalar bile o kalabalıktan inmek bir 5dk alıyordur hiç şüphesiz.
Hep diyorum kendime binme şu minübüse atla tramvaya git evine.. Ama nerde iki adım fazla yürüyeceğim diye bu kadar eziyete katlanıyorum.. Bir dahaki sefere kendi sözümü dinleyeceğim.. Kalabalık konusunda minibüslerden farklı değil ama sonucta her durakta durmak zorunda...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder