31 Aralık 2009 Perşembe

2010


Hep yeni yıldan bekliyoruz bişeyler. Bu yeni yıl bize şunları bunları getirsin demeyeceğim ben. Ben inanıyorum ki insan kendi kaderini kendi yazıyor.O yüzden benim yeni yıl dileğim:
- Yeni yıla sevdiklerinizle girin
- Sevdiklerinizi bu yıl hiç yalnız bırakmayın, hep onların yanında olun. Böylece sizde hiç yalnız kalmazsınız.
- Mutluluklarını paylaşın, ozman sizde mutlu olursunuz.
-Kötü günlerinde yanlarında olun ki sizinde kötü gününüzde onlar sizinle olsun.
-Kendiniz için fırsatlar yaratmaya çalışın. Kimse siz birsey yapmazsanız sizin için bişeyler yapmaz.
-Yardıma ihtiyacı olanlar için elinizden geleni yapın. Bu sizi hem mutlu edecek hemde sizin yardıma ihtiyacınız olduğunda emin olun yardıma kosan cok kişi olacak.
Yani kısacası 2010 size durup dururken bişeyler getirmeyecek. Siz yaratacaksınız kendi mutluluklarınızı, hüzünlerinizi. 2010 yepyeni bir yıl. Bu yıl kendi kendinizi mutlu etmeniz ve sevdiklerinizin yanında olmanız dileğiyle.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Talihim Yok Bahtım Kara



Her dinleğimde gözlerim dolu dolu oluyor.
Eminim sizin de sevdiğiniz bir sarkıdır ya da dinleyince cok seveceksiniz
Canım arkadaşım 'H' ,biz ona çiko diyoruz, bu şarkı senin için..

Hoca Nasihatı

Çok sevdiğimiz bir hocamızla dün en son dersimizi yaptık. İlk dönem bitiyor ve diğer dönem o hocamızla dersimiz yok.Okadar tatlı bir kadın ki. Diğerleri gibi öyle kompleksli ve burnu havalarda değil.Kurduğu cümleler, halleri, tavırları tıpkı bizim gibi. Onla konusurken sanki cok samimi bir arkadaşımla muhabbet ediyormuşum gibi gelir bana. Aynı zamanda cok ta iyi bir gözlemci bir o kadarda açık sözlü. Kendi zayıf noktalarıyla rahatlıkla dalga gecebiliyor. Olması gerekenleri anlatıyor, sonra 'ama ben böyle olamadım' diyor.Dün bizi iki senede ne kadar iyi tanıdığını kanıtladı bize. Bize bizi anlattı.Ama önce uyarı da bulundu:'İnsanlar kendilerini doğrulayan insanları severler. Ama ben öyle yapmıacağım size sizin duymak istediklerinizi söylemeyebilirim' Tek tek herkese nasıl biri olduğunu söyledi sonra. Sıra bana geldiğinde tedirgin oldum aslında biraz. Çünkü bana gelene kadar okadar gercekci seyler söyledi ki diğerlerine Herkes afalladı. Sıra bendeydi ve kendime geldim onun söyledikleriyle: 'Sen akıllısın ve bir okadar da güzelsin. Ama bunların farkında değilsin. Farkına varıp bunları kullan bana kalırsa. Kendini göstermeyi pek sevmiyorsun ama zamanı gelince de panter gibi atılıyorsun öne. İş hayatında ikincisini secmelisin yoksa kimse seni farketmez. İnek bir yanında var aslında. Sana dokunanı da pişman edersin. Özel sektörde başarılı olabilrsin ama. Kimse seni sen bişey yapmazsan keşfetmez.'
Teşekkür ederim hocam. Nasihatlarınız için, bize verdiğiniz değer ve öğütler için teşekkür ederim. Şimdi daha iyi anlıyorum ki okul bitiyor ve benim artık bişeyler yapmam gerekiyor. Kimse beni oturduğum yerde keşfedemez.

27 Aralık 2009 Pazar

Neler Olacak

Yeni yıl geliyor.. Yepyeni bir yıl.. İnsanlar bir yıl daha bitti diye kutlamalar yapıp, eski yılın son gecesinde delice eğleniyorlar..Aslında üzülmek gerek bence hayat bir yıl daha eskidi diye. Vedalar hep hüzünlü olur ya onun gibi. İşte o gecede bir yıl bize veda edip gidecek. Bir yıl önce de bu yıl yeni yıldı.. Onu da çoşkulya karşılamıştık.. Şimdi ise bitti diye sevineceğiz, kutlamalar yapıp havai fişekler patlatacağız.Aslında bir yandanda bir karşılama var onu da hesaba katmak gerek. Ama gelen gideni aratır sonucta... Bakalım bu yıl bize ne yeniilikler, ne mutluluklar, ne yeni başlangıçlar veya bitişler hatta ne hüzünler getirecek... Merakla bekliyoruz....

25 Aralık 2009 Cuma

İzmit'te Bir Gün


Ne zamandır İzmit'te kalmıyordum. Çok yakın arkadaşım eve çıktı senenin başında ama biz bir türlü ev ziyaretine gidemedik ona. Sonunda dün gittik evine. Tam anlamıyla harikaydı evleri.. Hem düzenli bir okadar da temiz.. Ama ben ne zman İzmit'te kalsam içim sıkılır... Sevemedim bir türlü orayı.Aslında yer yerinde güzel anılarım var.. *E* ile gezdiğimiz, elele geçtiğimiz yerlerden gectim dün.Anılar geldi aklıma; İzmitte ki ilk günümüz sonra bir de son günümüz. Geçirdiğimiz dolu dolu bir yıl geldi aklıma. Her yerinde bir anımızın olduğu İzmit'i önce *E* terketti. Şimdi de sıra bende.. Okulu bitirp mezun olduktan sonra kimbilir bir daha ne zaman gideriz İzmit'e.
+Bizi evinde misafir eden arkadaşım R ye teşekkür ederim. Herşey çok güzeldi..

'-ciğim'

Sizce -ciğim, -cığım gibi isimlere getirilen ekler günlük hayatta ne anlama gelir? Samimiyet mi yoksa saygı mı? Peki ya siz sevmediğiniz, hoşlanmadığınız birine '.....cığım' diye hitap eder misiniz?

23 Aralık 2009 Çarşamba

Planlar- Prgramlar

Final tarihlerim belli olmuş. Pek te güzel yapmışlar bu sefer programı.. Tebrikler.. Beğendim.Bol boşluklu, arada calışmaya imkan tanıyan ve pek te yorucu olmayacağını tahmin ettiğim sınavlarım 4 Ocakta başlıyor.. Şimdiden başarılar bana.Ve OCak- Şubat programım:

-4 Ocak-15 Ocak Güz Dönemi Finalleri
-23 Ocak-31 Ocak Güz Dönemi Bütünlemeleri
(Hiç büte kalmamak umuduyla)
-1 Şubat-5 Şubat Bahar Harc Ödemeleri ve Ders Kayıtları
(31 Ocak'ı 1Şubat'a bağlayan gecede bu iş mümkün olduğunca çabuk ve itinayla halledilecek)
veee.....
-1 Şubat-9 Şubat Söke Tatili
...evet evett biletimi aldım gidiyorum..İstanbul'dan birazda olsa uzaklaşmak iyi gelecek bana.....

21 Aralık 2009 Pazartesi

SEVGİLİME...

Bir anda, hem de öyle bir an ki bu her yanımı umutsuzluğun kapladığı, mutluluğun anlamını unuttuğum ve kendimi değersiz hissetiğim anda çıktı karşıma. Aslında hep ordaymış ama ben farkedememişim. Belki de farketmek istememişimdir. Yaşadıklarımı ağlayarak anlattığım arkadaştı aslında önceleri. Beni teselli eden ama duygularını hiç paylaşmayan. Paylaşmadı benimle duygularını. Başklarından duydum ben hep. Böyle bir şeye hazır değilim ben deyip geçiştirdiğim ısrarlı insanlardan duydum.. Sonra bir an baktım ona, sonra dönüp kendime... Haksızlık mı olur bu diye. Bambaşka duygular içindeyken nasıl evet diyebilirdim ki. Cok cabuk oldu aslında sonra baktık ki yanyanayız, eleleyiz... O benim hayatıma bir ışık gibi geldi. Herşeyi unutturdu bana. Benim ben olduğumu hatırlattı, sevilmeyi ve sevmeyi hatırlattı... Özellikle de sevilmeyi.. Onunlayken mutlu olmayı, O yokken onu özlemeyi öğretti bir de bana... Gözlerinde ki parıltının ne anlama geldiğini , gözlerimin ona baktığımda parladığını bilmeyi öğretti ..Tutkuyla bağlanmanın ne anlama geldiğini anladım onunla. Her gece ' seni seviyorum' diyerek uyumanın ve her sabah 'günaydın sevgilim' diyerek uyumanın tatlı tadını aldım onunla...
Ben kendime şaşırıyorum şimdi, birini bu kadar sevebildiğime. Birine bu denli tutuyla bağlanabildiğime şaşırıyorum.Gözlerinin içine baktığımda o sevgiyi hissedebildiğime inanamıyorum..Onu görmediğimde cıldıracak kadar ve hızlı bir şekilde onu özlediğime inanamıyorum.
Seni seviyorum sevgilim.. Seni sen olduğun için seviyorum. Seni herşeyinle seviyorum. En mutlu anlarımı senle yaşadığım için, en kötü zamanlarımda yanımda olduğun için, ağladığımda göz yaşlarmı sildiğin için, üzüldüğümde başımı omzuna dayayabildiğim için, sana sarıldığımda sendeki sevginin sıcaklığını hissedebildiğim için seviyorum seni.
Hiç bir zaman değişmeyeceğini biliyorum, sen her zaman benim yanımdasın.. Bende öyle...

20 Aralık 2009 Pazar

Ihlamur Limon İkilisi



Soguk kış geceleri için en güzel formül... Annem sağolsun almış aktardan ıhlamuru kaynattı bir güzel içtik. İçimiz ısındı. Annelerin kalbi birmiş demek. Biri dedi 'evde otururken sıcak bişeyler iç lütfen'. Diğeri 'hergün içelim artık sıcacık sıcacık' dedi. Hımmm seve seve içerim. Pek bir güzel. Sizlere de tavsiye ederim.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Anneyle Cumartesi Kahvaltısı

Annem calıştığı için bizim kahvaltı günümüz sadece pazar günüdür. Ailecek pazar günleri kahvaltısı bizim için önemlidir. Bütün imkanları kullanarak cok güzel bir masa hazırlanır ve bir tören misali yemekler yenilir. Ben bile normalde kahvaltı etmeyi sevmediğim halde kapasitemi aşarak bir cok şey yiyebiliyorum. Hatta normalde biz cok cay içmeyiz ama pazar kahvaltısı olunca bu da değişir. Kahvaltının ardından sofra toplama ihalesi bana kalır. Ve sonra anneyle Türk kahvesi keyfi yapılır.
Bugün günlerden cumartesi ama annem kendine izin verdi bugün. İşe gitmedi. Sabah uyandığımda onu evde görmek bana garip geldi. Sanki bugün pazarmış gibi.Sonra tıpkı pazar günleri oldugu gibi ne yapsak bugün diye düşündük.. Cumartesi günü annemin evde olma şerefine ben paçanga böreği yaptım ona. İlk defa yedi ve cok beğendi. Birlikte cay keyfi yaptık sonra.
Her haftasonu evde olsa gitmese işe. Anne kız kahvaltı yapsak sonra.Ben ona hep paçanga böreği yapsam. Ne güzel olur...

KAR


İstanbul'da yılın ilk karı şu an itibariyle yağıyor :) Ama bütün gün bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı için yerler ıslak ve karın tutacağını pek sanmıyorum... Yinede gece ışıkların büyüsüyle karın yağısını izlemek ayrı bir zevk.

18 Aralık 2009 Cuma

Teknolojinin Gözünü Seveyim..

Aslında ben pek beceremem teknolojiyi kullanmayı. Teknoloji benim için bilgisayardan sınırlı.. Zaten pekte sevmem devasa tvleri, dokunmatik telefonları, insanları bir kenara iten türlü türlü alet edevatı.İlgilendiğim tek şey dediğim gibi internet ve bilgisayar.. Onda da bir msn bir facebook olsun yeter.. Daha da fazlasını istemem zaten...
En sevdigim de ne biliyor musunuz?Msn de görüntülü konusma... Bugün biraz daha anladım ne kadar güzel birşey oldugunu.. Yıllar önce nerden aklımıza gelirdi ki uzaktaki birileriyle karsılıklı biribirini görüp sohbet edebileceğin.. Valla benim aklım böyle şeylere ermiyor. Aç kamerayı taa İngiltere'de ki yakınlarını gör... Teknolojiyi kısmende olsa seviyorum sanırım.. Ama bu kadar yeter daha fazlasını istemiyorum.. İnsanlar ucan arabalara falan binmesin, ya da uzayda yasamasın mesela...

Sezen Aksu


Sezen Aksu yeni albüm çıkarmış cok ta güzel olmuş..Belki cok oldu ama ben daha bu sabah dinledim..En sevdiğim parçalarını koymuş albümüne. Ben cok beğendim.Favori parçalarım:

-Unutmadım
-Bile Bile
-Gelsin Hayat Bildiği Gibi
-Gidemem


17 Aralık 2009 Perşembe

Bir insan da sinir olduğum 5 şey:

1)Kendini beğenmişlik.
2)Kendini bilmezlik.
3)Başkalarını aşağılayarak konusma.
4)Bilmişlik taslamak.
5)Kaba ve küfürlü konuşma.
Ama ne yazık ki böyle insanlar o kadar cok artık ki. Her dk nın sinir olma halinde gecmesi kacınılmaz.

13 Aralık 2009 Pazar

Veda...

Gittiler.. Ayrılmak cok zor oldu. Hergün birlikte olunca alışmıştık iyice. Hem ben hem *E* boşluktayız şimdi. Çok özleyeceğiz.. Artık telefonla, msnle yetinmek zorunda kalıcaz.. İstanbul'a gelip, bizi ziyaret ettikleri için ve güzel zaman gecirmemize vesile oldukları için çok teşekkür ederiz...Geriye cok güzel anılarımızve fotoğraflarımız kaldı. En güzel yanıda birbirmizi yakından tanımamızı sağladı bu ziyaret.. Tekrar gelicekleri günü özlemle bekliyoruz..


Bu arada bircok arkadasım askere gitti. Aldığım haberlere göre çogu da iyi yerlerde askerlik yapacaklar.. Burdan ailelerine ve kendilerine Allah kavuştursub demek istiyorum.. Hayırlı teskereler arkadaşlar...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Uykusuzluk, Yorgunluk vs..

Bayramdan beri pek bi aksiyonlu geciyor günlerim. Evde oturduğum yok, okulu da iyiden iyiye astım(gerci devamsızlık haklarımı bu zamana saklamıştım) Böyle sitem eder gibi söylediğime bakmayın.. Pek memnunum hayatımdan.. İstanbul'un gitmediğim, görmediğim yerlerini gördüm bu iki haftada.. Yalnız uyuyamamaktan biraz şikayet edebilirim.. Çok severim ben uyumayı.. Hazırlanmam, evden cıkmam uzun sürer diye 1de gitceksem bir yere 9 da kalkarım ben.. Buna karşılık uykusuzluğa hiç dayanamam..
Her günüm pek bir güzel pek bir eğlenceli geciyor.. Alışık değilim ben böyle olmasına.. Ben alışmışım maraton hayata, evden okula okuldan eve gitmeye, haftada bir *E* ile buluşmaya..Uzun süre okula gelmeyince 4 senedir gidip geldiğim yol dün gözümde büyüdü.. Üstüne de her zamakinden fazla trafik eklenince, servisten bir an önce inebilmek için dua ettim.. Servis hayatı boyunca yaşadığım en kötü en sıkıcı yolculuktu sanırım.. Ama sonunda *E* nin evine gidip onun ailesiyle birazda olsa vakit gecirmek üstümdeki bütün olumsuzlukları bir anda sıfırladı. Ahh bir de sabahın köründe kalkıp yine servise binip onca yolu geri gelmek olmasaydı.. En kötüsüde gecenin bir yarısında uyuyup sabahın 6sında kalkmaktı.. Aslında okula gelmezdim öyle bir yolculuktan sora ama yaklaşık 3 hafta önce aldığım konuyu anlatmam gerekiyordu. Tabi onca yorgunluk ve uykusuzluktan sonra nasıl anlatabilirdim ki..Bende 2 kere okudum konuyu ve ardından okuya okuya sasıra sasıra bir güzel anlattım(?)...Neyse sonunda bunu da atlattım, üstümden büyük bir yük kalkmış oldu..
Şu an hala okuldayım ve yaklasık yarım saat sonra yine beni zorlu, uzun ve trafikli bir yolculuk bekliyor..Artık bugün eve gideceğim hem annemi de özledim.. Erkenden yatmayı planlıyorum sonradan kararımı değiştirir miyim bilmem.. Hem sora yarın yine gitmemiz gereken bir yer var..

6 Aralık 2009 Pazar

Hamsili Pilav






Somon ve mezgit hariç hiçbir balığı ağzıma sürmezdim.. Ta kii hamsili pilavı yiyene kadar...Okadar güzel ki balığın tadı pilavla birleşince harika oluyor. Hele birde üzerine limon sıkınca yemede yanında yat.. Yapması biraz zahmetli ama.. Görüntüsü ve tadı bir harika.. Fotoğraflar herşeyi anlatıyor sanırım... Fazla söze gerek yok...

5 Aralık 2009 Cumartesi

İstanbul...

Gezi anılarımı uzun uzun yazıp sizleri sıkmayacağım...Bütün hızıyla devam ediyor ama kısaca gecmek istiyorum sadece..İstanbul'un avrupa ykasının altını üstüne getirdik. Gezmediğimiz yer kalmadı nerdeyse.Sultan Ahmet camii, Ayasofya Müzesi, Mısır Çarsısı, Kapalı Çarşı, Dolmabahçe Sarayı(özellikle Atatürk'ün vefat ettiği oda beni çok duygulandırdı.)'nı sırasıyla gezdik.. Tabi olmazsa olmalarımızdan alışverişimizide yaptık..Cevahir alışveriş merkezine misafirlerimiz hayran kaldılar aynı şekilde Beşiktaş çarşısına da...Bize artık sıradan ve tanıdık gelen yerler onların beğenisini kazanınca değeri anlaşılıyor.Aslında gercekten de harika bir yer şu İstanbul.. Düşünüyorum da başka yerde yaşayabilir miyim diye sanırım hayır yaşayamam..Gecesi farklı gündüzü farklı güzel..Her semtinin ayrı bir havası ve güzelliği var..Herşeyi, heryeri harika.Bir tek ne var kötü olan biliyor musunuz... İstanbul'da yaşayan bunu çok iyi bilir: Trafik....

3 Aralık 2009 Perşembe

Bayram Telaşı

Büyük bir havesle beklenen bayram harika geçti... Biraz yorgunluk var tabi doğal olarak.. Her dk sını değerlendirdik bayramın.Bayramın ilk günü gittiğimiz 'Balıkesir Muhasebecisi' adlı oyun çok güzeldi. İlk perdede biraz sıkılmış olsakta ikinci perde tam anlamıyla harikaydı...

İkinci gün 'Miniatürk' ilk durağımızdı.. Bayram boyunca havanın güzel olması bizim için en büyük şanstı. Miniatürk açık alana kurulmuş bir yer olduğu için bu şansı ogün en güzel şekilde kullanmış olduk.


Koç Müzesi'ne gidildi ardından ve orası da bir harikaydı. Çok güzel ve ince düşünülmüş herşey.Eski model arabalar, motorsikletler, bisikletler, hatta bebek arabaları insanı kendin alıyordu. Küçük bir zeytin fabrikası bile vardı. Balıkçı kulübeleri, marangozhaneler, torna tezgahları, yelkenliler, aklınıza gelebilecek herşeyin çalışma mekanizmaları herşey ama herşey vardı..


Üçüncü gün biraz koşuşturmalı ve zamanın coğu otobüslerde geçti.Dolmabahçenin kapısından geri dönmek zorunda kaldık.. Çünkü 3te kapanıyormuş...Bizde günümüz boşa gitmesin diye Ortaköy'e gittik.. Manzara her zamnki gibi harikaydı.. Akşamları daha bir ayrıymış manzaranın güzelliği...

Dördüncü gün bayram ziyareti için Kartal'a gidildi. O kadar zor oldu ki oraya gitmek.. Tabi Avrupa yakasının köprüye uzak bir kısmında oturunca biyle oluyor.. Kartal'a gittik ama dönüşte haydi biraz daha zaman var diyerek Pierre Loti'ye çıkardık misafirlerimizi. Uzun teleferik kuyruğunu tükettikten sora muhteşem manzara karsısında çay keyfi herkese çok iyi geldi.. Günün sonunda veda anı yaşandı. Misafirlerimizden biri iş dolayısıyla dönmek zorundaydı. Bayramı sonlandırdık ama hala İstanbul gezimiz sona ermiş değil.. Yeni gezi anılarıyla daha sonraki günlerde yazılarıma devam edeceğim...